29 Mayıs 2013 Çarşamba

Bak,Günaydın Getirdim



Tüberkülozlu bir cenin büyüyor sanatoryumda
adı:Uzay.mor, içinde yavruağzıyla
arnavutlu karaköy sokağında tanrının parmak izleri,
tini dağılmış içime yerleşmiş.
kaf dağının ardından gelen karanlık;
yıldızlar sıkıştı adanın tavanına pek çok
şairle
bulutları üfle
üfle ki dağılsın
-Bak,günaydın getirdim...


28 Mayıs 2013 Salı

“Don Draper’ların hükümdarlığı bitti.”

MediaCom’un Beyond Advertising toplantısında konuşan Sorrell, yaratıcılık ve medyanın daha ahenkli bir arada olabileceği döneme girildiğini savundu.
Dünyanın en büyük reklamcılık organizasyonu WPP'nin CEO'su Sir Martin Sorrell'e göre mecra veya medya sesajdan daha önemli hale geldive bu gelişme yaratıcılarla medyacıların daha ahenkli bir araya gelebilecekleri yeni bir dönem kapısını açıyor
Geçtiğimiz hafta Salı günü Londra’da MediaCom tarafından düzenlenen Beyond Advertising toplantısında konuşan Sorrell, mecranın veya medyanın yaratıcı içeriğin doğasını belirlediğini ve bu durumun geleneksel reklam ajanslarında rahatsızlık yarattığını söyledi.“Yaratıcıların hükümdar olduğu günler geçti ve bugün medya departmanları çok daha ön planda ve merkezdeler. Şimdi dengeli bir durum söz konusu ve böylesi daha iyi. Dünyayı bir zamanlar Don Draperlar yönetiyorlardı ama artık değil.” 
Sorrell şöyle konuştu: “Yaratıcıların çözmesi gereken sorunun doğası değişti. Acımadan doğruyu söylemek gerekirse, mesleğimizde bir gerginlik yaşıyoruz. Medyacıların yapmak istedikleri, Don Draper günlerinde yaratıcılık fonksiyonu olarak kabul ediliyordu. Diğer yandan yaratıcılar da daha fazla medya veya matematik fonksiyonu üstlenmek istiyor.”  
Sorrell’e göre, medyacılar ve yaratıcılar arasındaki kopukluk,  yaratıcıların medyanın önemini unutmaları ile 80’lerin sonunda 90’ların başında yaşandı. Bu kopma, hak ettikleri değeri görmediklerini düşünen medya departmanındaki insaların ayrılıp kendi ajanslarını kurmalarına neden oldu. “Bu bir hataydı fakat sıkılan diş macununu tüpe geri sokamazsınız.”Ancak Sorrell, yaratıcıların ve medyacıların yeni ve daha dengeli şekilde bir araya gelebilecekleri fırsata bugün sahip olunduğuna inanıyor. 
Doğru dijital beceri karışımına sahip doğru yetenekleri istihdam etmenin WPP’nin stratejisinin hayati bir parçası olduğunu belirten Sorrell, “Dev bilgisayar tarlalarına sahip Google, Yahoo, AOL veya Facebook gibilerle veya MIT’de doktora yapmışlarla rekabet edebiliriz demiyorum fakat onlar gibi daha çok insanımız olmalı. Üstelik bizimle çalışmak daha eğlenceli” şeklinde konuştu. 
WPP’nin Asya, Rusya, Çin ve benzeri pazarlarda önümüzdeki beş yıl içinde pazar payını yüzde 45’e yükseltmeyi hedeflediğini belirten Sorrell, aynı dönem içinde dijital işlerin de yüzde 30-45 arasında büyüyeceğini tahmin ettiğini söyledi. 
Sorrell, nisan ayındaki bir diğer açıklmasında da Lehmann Brothers’ın çöküşünü takiben pazarlama disiplininin küçümsenmeye başladığını ve son yıllardaki global ekonomik sıkıntıların başladığını öne sürmüştü.
         (Kaynak: radikal.com.tr)

10 Mayıs 2013 Cuma

Helios Bağışlasın


-Vaktidir,vaktidir;
karanlığın.

Sophokles'in  dediği:
" Bir hikayede neler olacağı her zaman bellidir."
Her zaman bellidir gelen, geçen, gidecek olan.
Geçip gidendir kırlangıçları anımsamak,
anımsamak: geçip gidendir.

Ada'da ad(a)sız kaldığımdan
yaz için Ekim'i bağışlamam lazım.

-Ve güneşi sırtlamam...


30 Nisan 2013 Salı

-düş



Bu yüzyılın sanatı bu;
düşmek,en mavi derinde.
böyle bir kılgıyı nasıl değiştireceğiz?
yada
değiştirebilecek miyiz,değiştirmeli miyiz?
sustuklarımıza düşüyoruz
kendimize düşüyoruz.
hep kendimize sarılıyoruz.
Bu çağ,ruhun karşısında uzam.
düştükçe kırılan ve kırıldıkça yalnızlaşan.
böyle sarsılmaz bir kütle.
bir iki banktan uçuyorum,
dragosun tek ışığından, ayın bana bakan tek yüzünden.
düşmek pahasına uçuyorum.
içimde beslediğim hüma ile.



18 Nisan 2013 Perşembe

Antigoni'den Uzanan Ellerini Öpüyorum


Ellerim milattan önceki zamansızlıktan aşırılmış
zaman en büyük yanılgısı yüzyılların.
ellerim Antigoni' den, dedemden
balık kokar
dedemin sandalının adı karışma sen
dedem sandalıyla huzurlu
anlamlı bir sesleniş günüme:
karışma sen
sus
özüm; Antigoni' den denizde kayıp Halki' ye uzanıyor.

benim özüm.
herşey maviden maviye geri dönmeye çabalıyor.
batan, bu denizde batıyor.
dedem Burgaz'ın
Burgaz dedemin
içinde ki toprağa balıklarını seriyor
köşesine çekildi
yirmi dört yıldır köşesinde
susuyor,konuşmuyor,karışmıyor
benim özüm dedemden kalma mavilik

karışmıyorum,tirşeliğimi dedemin balıklarından alıyorum.

5 Nisan 2013 Cuma

Soğanı Mor


Renk karmaşası ve anlam daralması..
Yılların geçtiği,ancak mor çiçeklerin soğanlarının hala var olduğu
şu dönemde bahçemden doğuyorum ışığı kesik Bendis'in yerküresine.
Bütündüm parçası bozuk zihniyete.
gecenin bu kuşları bütün.
Bir provayı prova ediyor fırdöndüler.
Zamanın farkındalık duygusu yılgı.
her şeyi birbirine bulandırdığım göğ ile yer.
dönmez bulanıklıklarda iki şarkı.
elimle koymuş gibi bulamadım geçenleri,
eliyle koymadılar.
ışıkların denize ilişeceği yer benim bahçemin köşesi.
cağnımınimçininköşesindebirkusurgibiyanıyor.
uyku da bir kusur.
hala sümbül soğanları mevcut işte...

4 Nisan 2013 Perşembe

Turnikeden Geçenler

Hazır on beş dakikam varken son vapura, yürüyen merdivenin sağ tarafında durmak istiyorum. Sanki vapur beni bekliyor, saatini değil. Sıkıla sıkıla duruyorum merdivende. Alışık değil bünyem koşturmamaya. Öyle ki yavaş yavaş iskeleye banıyor gözlerim, mavilere. Turnikeden geçtim.Yarım bıraktığımı sandığım başlamamışlıkları başlattım.Üst güverte,adalara bakan sağ köşe her şeyin başlangıcı. Adalılar biralarını tokuşturmaya başladı. Dimitri amca çayını söyledi, çay döküldükten sonra yerine beyazı gelir. Hülasa , adalılar son vapurdan sonra sarhoştur; şarkılardan sonra... Bu yüzdendir ki köşedeki çayını dökmeyen, içipte doldurmayan Bahtiyar amcayı herkes yadırgadı.Köşeden köşeye kaçamadan kaçtı- bahtiyar-.Biz bir bahtiyar olamadık anasını satayım diyor Gabi. Ellerimi tutuyor Gabi, tüm ayıklığıyla sarhoşluğuna nem satıyor. Kınalıda inen oluyor, Burgaz'da... Heybeliye gelindiğinde Büyükadalıların durumu vahim.Yüzen meyhaneden iniliyor elbet.Benim hala acelem yok.Gabi ellerimi bırakmıyor. Koreli'den alınması gerekenler alınıyor. Alınıyor ve Bahriye Bayırı'nın merdivenleri biraz deniz kokuyor;


Karaköy'ün kahve koktuğu gibi.

Taksim'in...