Dionysos bile kıskandı.
"Bira kadehinde şarap mı? Yuh, ben nasıl denemedim?" Falan triplere girdi.
Çünkü biz çok tatlıyız. Şarap aldığımız bakkaldan hediyedir kadehler.
Çünkü küçük şeylerden mutlu olan iki şapşiğiz.
-Ezgi şarap mı alsak ya?
-ohaaaaaa edaaa, kimeneee😮
-bakkal amca: vay be bütün yaz kimsenin almadığı şarabı görüp de bu kadar sevineni bi sizi gördüm.
Çünkü hep dediğim gibi içiyosak Kime ne?🍷
Biz 10 liralık şarap, iki hediye bira kadehi ve bir Gökyüzü ile çoğu insana iç çektirdik.
Adalar Belediyesi yazan bir bankta (ki aslında bu da bakıp görmeyenlerin bildiği.. Çünkü üzerinde çok güzel şiirler de var)
bu kadar keyif çatan başka kim var.
Bence Dionysos olmak değil mesele kardeş, mesele insan olmak.
Mesele inekle selfie çekince mutlu olmak kardeş.
Gülün lan.
Burgazada/ 17092015
17 Eylül 2015 Perşembe
7 Temmuz 2015 Salı
Ferhat
Alakasız bir zamanda
alakasız bir vapura
alakalı olduğun bir adada
alaka alaka alaka olmayan bir özgürlük...
Burgaz alakalı olduğun bir yarında
bir dünde
bir mavide
bir beyazda
yine mavide
demem o ki istediğin alakasızlıklarda mutluysan,
özgürsen uç.
Martı kıskansın.
3 Haziran 2015 Çarşamba
Katar
Sol yanım bir saat ileri.
Zaman değil mi yanılgısı hayatın,
en büyük illüzyonu
Gidilen yollarda geri geldiğim,
Annemin en gülen tesellisi,
geçer
geçer
geçer
Zaman değil mi yanılgısı hayatın,
en büyük illüzyonu
Gidilen yollarda geri geldiğim,
Annemin en gülen tesellisi,
geçer
geçer
geçer
29 Mart 2014 Cumartesi
Ay'ın Basamakları, Bastıkları
Kaldırdı başımı,
Ay'a bak dedi karanlığımda.
Çocukluğumu sevdi, çocuğumdan çok sevdi.
Kadın: -
Adam: ?
İnanç acemisi,
Küçülür, küçülür, küçüldü yine.
Ve
Büyüdü içimde kök verdikleri hepsinin.
Hep gittiklerimin.
Döndüklerimin.
Yeryüzü, konuştuklarınızla, durmadıklarınızla dolu.
Yüzüm, dokunduklarınızla,
bıraktıklarınızla, gittiklerimizle dolu.
Denemeler: soyutlamalarımla dolu.
Yine bitenlerle.
Ve biteceklere...
rakırakırakı.
23 Mart 2014 Pazar
364 Gün, 1 Kırık
Bir gece, belirsiz.
Bir gece, suçlu.
Bir gece, özür kabul etmeyen.
Bir gece, ne söyleyeceğini bilmeyen,
Şiir okuyamayan.
Çünkü hissedemeyen.
Şiir dinleten.
Çünkü bir şeyler anlatmak isteyen.
Ve bir gece,
Sadece bir gece.
Silinmeye yüz tutmuş.
Kırmış.
Öpmüş.
Geçmemiş.
Yara açmış.
Bir gece.
Sadece yıldızsız bir gece.
Karanlığında yok olmuş.
Bu sene 364 gün, 1 kırık.
Bir gece, suçlu.
Bir gece, özür kabul etmeyen.
Bir gece, ne söyleyeceğini bilmeyen,
Şiir okuyamayan.
Çünkü hissedemeyen.
Şiir dinleten.
Çünkü bir şeyler anlatmak isteyen.
Ve bir gece,
Sadece bir gece.
Silinmeye yüz tutmuş.
Kırmış.
Öpmüş.
Geçmemiş.
Yara açmış.
Bir gece.
Sadece yıldızsız bir gece.
Karanlığında yok olmuş.
Bu sene 364 gün, 1 kırık.
9 Mart 2014 Pazar
Kuş Hevesi
Bir dergide okudum, işte hayat böyledir diyor, bir an gelir örümcek ağında asılı kalmış gibi durursun. Durursun öyle 'ben ne yapıyorum' diye. Çocukluğun gelir aklına. Sarılmak istersin eski günlere. Ne kadar çocukluğuna dönmek istersen, bil ki o kadar yaşlısın ve ölüme yaklaşmaktasın. Dünü de yarını da tükettiğin bugün düşündürür, ondan. Yoksa kafa kağıdın eskidiğinden değil. Gençken de yaşlanır ve ölüme yaklaşır insan.
22 yaşındayım, ve ben en çok çocukluğumu özledim. Çocukluğumda merdivenin başındaki çam ağacına astığım çamaşır ipini salıncak yapıp, ip kopar mı? düşer miyim? demeden sallandığım
-kuş hevesiyle- bu ağacın altında şimdi ucuz şarabımla tek başıma acaba bu ağaca şu ipi assam ve yine sallansam; ancak çocukluğumdan farklı. Sallansam.
Örümcek ağında asılı kaldığımı düşünüyorum. Zaman dolduğunda bir örümcek tarafından yutulacağımı, ses çıkaramayacağımı. Sesim çıksa da kimsenin duymayacağını. Düşünüyorum.
Çocukluğumda en sevdiğim yer, yine en sevdiğim. Ancak bana inat iki salıncağın da ikisi insanoğlu(!) tarafından koparılmış. Kalbimin beynime giden damarları gibi.
Boş. Zincirler yok. Bomboş. Gülüşümü, çocukluğumu, salıncakla birlikte kalbimi de kıran insan.
Bir ayet okuyorum, yeterince iç karartıcı. Çünkü korkmuştum. Küçükken. Ve büyüdüm. O ayetle üstüme kahverengi örterler mi diye düşünüyorum. Ve bu karanlık, bu renk, koyu? Değecek gibi durmuyor.
Bir erik ağacıyım, kış güneşine aldanan. Ve yapraklarımı döküyorum, yaz gelmeden. Meyve veremeden.
Öğrendiğim var, tüm bu düşünceleri sildirip attıran. Unutmak, ve daha mutlu yaşamak.
Uzaklaşmak, affetmek ve havale etmek inandığına.
Şimdi kışa aldanmış erik ağacının yanında yazı bekliyorum. Çam ağacımın altında tekrar sevinçle sallanmayı. Çünkü burası benim gezegenim. Bildiğim gerçek. Çocukluğumu özlüyorum ama; geleceğim kadar değil. Gelecek, gelecekte olan.
22 yaşındayım, ve ben en çok çocukluğumu özledim. Çocukluğumda merdivenin başındaki çam ağacına astığım çamaşır ipini salıncak yapıp, ip kopar mı? düşer miyim? demeden sallandığım
-kuş hevesiyle- bu ağacın altında şimdi ucuz şarabımla tek başıma acaba bu ağaca şu ipi assam ve yine sallansam; ancak çocukluğumdan farklı. Sallansam.
Örümcek ağında asılı kaldığımı düşünüyorum. Zaman dolduğunda bir örümcek tarafından yutulacağımı, ses çıkaramayacağımı. Sesim çıksa da kimsenin duymayacağını. Düşünüyorum.
Çocukluğumda en sevdiğim yer, yine en sevdiğim. Ancak bana inat iki salıncağın da ikisi insanoğlu(!) tarafından koparılmış. Kalbimin beynime giden damarları gibi.
Boş. Zincirler yok. Bomboş. Gülüşümü, çocukluğumu, salıncakla birlikte kalbimi de kıran insan.
Bir ayet okuyorum, yeterince iç karartıcı. Çünkü korkmuştum. Küçükken. Ve büyüdüm. O ayetle üstüme kahverengi örterler mi diye düşünüyorum. Ve bu karanlık, bu renk, koyu? Değecek gibi durmuyor.
Bir erik ağacıyım, kış güneşine aldanan. Ve yapraklarımı döküyorum, yaz gelmeden. Meyve veremeden.
Öğrendiğim var, tüm bu düşünceleri sildirip attıran. Unutmak, ve daha mutlu yaşamak.
Uzaklaşmak, affetmek ve havale etmek inandığına.
Şimdi kışa aldanmış erik ağacının yanında yazı bekliyorum. Çam ağacımın altında tekrar sevinçle sallanmayı. Çünkü burası benim gezegenim. Bildiğim gerçek. Çocukluğumu özlüyorum ama; geleceğim kadar değil. Gelecek, gelecekte olan.
20 Aralık 2013 Cuma
Mut
Eteklerimden dökülen gece
bu kapının ardına akıyor
geceleri iç çekmeleri denizi
kulaçlarım memleket meselesi
ve yine;
iç çekmesi bir şairi;
mut
-
bu kapının ardına akıyor
geceleri iç çekmeleri denizi
kulaçlarım memleket meselesi
ve yine;
iç çekmesi bir şairi;
mut
-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
